6/8/2008 · Kategori: Aklinizda Bulunsun

Kek kalıbının içine hamuru dökmeden önce ortasına bir şerit alümiyum folyo koyun. Böylece kekinizi pişirdikten sonra kolayca çıkarabilirsiniz

 

Bakır Kapların Parlatılması için bir bezi sirke ile hafifce ıslatıp, bakırı ovun. Kaplariniz pırıl pırıl olur.

 

Mayonez hazırlarken eğer sos kesilirse, bir yumurta sarısını 2-3 damla sirke ile çırpın ve yeterli miktarda zeytinyağı ile koyulaştırın. Bu karışımı kesilen sosa çırparak yedirin.

Yaptığınız böreğin daha lezzetli olmasını ve kıvamında pişmesini istiyorsanız fırına koymadan önce birkaç saat buzdolabında bekletin. Böylece çok daha lezzetli olacaktır.

 

Tuz bazen sütü keser. Bu nedenle, beşamele ve diğer sütlü soslara, kıvamı bulduktan sonra tuz koyunuz.

Ispanak
Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroid rahatsızlığına iyi geliyor.

Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler, insanda bol kan yapıyor. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin ediyor. Ispanak suyu, kalp adalelerini de kuvvetlendiriyor. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önlüyor. Kalp rahatsızlığı olanlara, haftada 1-2 fincan taze sıkılmış ıspanak suyu içmeleri öneriliyor.

Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, 'kanlı-canlı bir bebeğe sahip olmaları için' bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor.

Fasulye
Taze fasulye, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağlıyor. genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor. Ayrıca pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendiriyor, albümin ve şekere de iyi geliyor.

Bezelye
Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi var.

Sivri biber
Biberlerde bulunan bol beta karoten, C, P ve K vitaminleriyle bazı alkoloidler mideyi kuvvetlendiriyor, iştah açıyor ve mide tembelliğini gideriyor. Özellikle acı biber, erkeklerde cinsel isteği arttırıyor, P vitamini ile damarları yumuşatıp kanamayı önlüyor; K vitamini ile de kanın pıhtılaşma kabiliyetini arttırarak kanamaları durduruyor.

Patlıcan
Patlıcan, A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip. Bunlar da sinirleri teskin ediyor, kalp çarpıntısını gideriyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ve kilo verdirdiğini kaydeden uzmanlar, şeker hastalarının, patlıcan salatasından çok fayda gördüğünü, bunun kansızlığa iyi geldiğini, kanı arttırdığını ve kalbe sükunet verdiğini ifade ediyor. Patlıcanın en sağlıklı pişme şekli; kül veya ocakta pişirilip kabukları soyulmak ve ince kıyılmak yoluyla oluyor.

Lahana
Bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum içeren lahana, şeker ve romatizma hastaları için de çok faydalı. Lahana, içinde bulunan maddelerle kanı temizleyip cildi güzelleştiriyor, idrar söktürüyor ve vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı atıyor. Ayrıca kansızlığı gideriyor ve kansere karşı da etkili.

Uzmanlar, sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu hatırlatıyor. Lahana bulunan selenyum de sağlıklı bir cilt veriyor, erkeklerde cinsel gücü artırıyor.

Karnabahar
Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan 'indol-3 karbonal' bulunan karnabaharın, lahanadaki besin değerinin çoğuna sahip olduğunu bildiren uzmanlar, "Karnabahar çiçek olduğu için, bol bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler" diyorlar.

Brokoli
Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.

Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.

Enginar
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Uzmanlar, enginarın, beyin yorgunluğunu çabucak geçirdiğini, kalp adalelerini kuvvetlendirdiğini, onu rahatsız eden üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağladığını, şeker hastaları için de çok faydalı olduğunu, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurduğunu kaydediyor.

Kereviz
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: "Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor."

Semizotu
Semizotunun, kanama hastalıklarında ve peklikte çok faydalı olduğunu kaydeden uzmanlar, kanı temizlediğini, bol idrar söktürdüğünü, kanı, üre ve benzeri pisliklerinden temizlediğini, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirdiğini, böbrekteki kum ve taşı döktüğünü bildiriyor.

Semizotunun, şeker hastalarının susuzluğunu azalttığını, şişmanlara kilo verdirdiğini belirten uzmanlar, semizotu, yeşil salata olarak yenirse faydasının fazla olduğunu ifade ediyor.

Patates
Avrupa ve ABD'de mutfağın baş köşesinde yer alan patatesin besleyici maddelerinin çoğunluğunun, kabuğunun hemen altında veya yakınında olduğunu belirten uzmanlar, bu sebeple patatesin, kül veya buharda pişirildikten sonra soyulması gerektiğini vurguluyor.

Patatesin mutlaka salata veya soğanla yenilmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, patates, yağda kızarmış olarak yenmezse kilo aldırmadığını, şişmanlar ve şeker hastaları için iyi bir gıda olduğunu bildiriyor. Şeker hastalarının, ekmek yerine bol patates yiyebileceğini söyleyen uzmanlar, ancak potasyumun zayi olmaması için, patateslerin külde veya çift tabanlı tencerede pişirilmesi gerektiğini kaydediyor.

Uzmanlara göre, patatesin yaklaşık yüzde 20'si karbonhidrat ve kalori değeri oldukça düşük. Bol B vitaminleri, C vitamini, protein, kalsiyum, demir ve fazla miktarda potasyum içeriyor. Orta boy bir patates, günlük C vitamini miktarının 1/3'ünü temin ediyor. Sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsakları, böbrekleri ve kanı temizliyor, kabızlığı önlüyor. Kansere karşı koruyor ve yorgunluğa karşı birebir.

Domates
Bol ve çeşitli vitaminleri, mineralleri ve faydalı organik asitleri ile tıbbi değeri çok yüksek bir sebze olan domatesin, vücuda kükürt, fosfor ve organik sodyum verdiğini vurgulayan uzmanlar, bir domatesteki C vitamininin, tavsiye edilen günlük miktarın yüzde 50'sinden fazla olduğunu bildiriyor.

Uzmanlar, domatesin damarları yumuşattığını, kanı durulttuğunu, üre miktarını düşürdüğünü, vücudu gençleştirdiğini belirterek, kalp, karaciğer, böbrek bozuklukları ve şekerliler için çok faydalı olduğunu ifade ediyor.

Domatesin, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, vücutta biriken üre asidi ve ürat tuzlarını eriterek idrarla dışarı attığını, vücutta biriken suyu boşalttığını kaydediyor. Uzmanlar, kansere tutulmamak için domatesin iyi bir sebze olduğunu bildiriyor.

Domatesin C ve E vitaminleri içerdiğini, zengin bir potasyum kaynağı olduğunu ve çok az miktarda tuz bulunduğunu söyleyen uzmanlar, yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ve vücudun su tutmasını engellediğini ifade ediyor. Domatesin hazmı kolaylaştırdığını, özellikle nişastalı yiyeceklerin (hamur işleri, kuru erzak) kolay sindirilmesini sağladığını vurgulayan uzmanlar, kabuk ve çekirdekleriyle bağırsakları harekete geçirdiğini ve pekliği giderdiğini belirtiyor.

Sarımsak
Uzmanlara göre, bu keskin kokulu yumruda, her türlü harika özellik mevcut. Sarmısağın tansiyon düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü LDL kolesterolünü düş, dürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin ispatlandığını söyleyen uzmanlar, sarımsaktaki "allicin" denilen bir maddenin, sadece kendi özgü kokusunu vermekte kalmadığını, ayrıca bakteri gelişimini önlediğini, vücuttaki mantarı ve maya oluşumunu tahrip ettiğini kaydediyor.

Uzmanlar, sarımsakta 2 kuvvetli antibiyotik, çok tesirli esanslar, bol iyot ve kükürt bulunduğunu ve insan sağlığında çok değerli vazife gördüğünü belirterek, "Damar sertliğini giderir, kanı durultur, kalbi kuvvetlendirir, bronşları dezenfekte eder, cilt hastalıklarını giderir ve kansere karşı korur" diyorlar.

Uzmanlar, sarımsaklı yoğurdun, zehirlenmelere karşı insanı koruduğunu ve sarımsağın en ince damarları dahi temizleyerek oralara kan gitmesini sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, sarımsağın, bütün salgı bezlerini çalıştırmak ve vücudu zehirlerinden temizlemek suretiyle, genç ve dinç olmayı, uzun yaşamayı sağladığını kaydediyor.

Havuç
Uzmanlar, havucun, süratle kan yapıcı, kuvvetlendirici, ishal kesici, peklik giderici, mide ve bağırsağın yakın dostu, safra akıtıcı, karaciğeri kuvvetlendirici ve yeri doldurulamayan bir sebze olduğunu söylüyor. Kansızlık halinde, sabah-öğle-akşam taze çıkarılmış 1 çay bardağı havuç suyu içilmesi, suyu çıkarılamazsa ince rendelenmesi ve iyice çiğnenerek yenilmesi öneriliyor.

Mide ve bağırsak kanamalarında da havuç suyunun çok faydalı olduğunu ifade eden uzmanlar, havucun, özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirdiğini, ona rahatsızlığında kendi kendini tamir imkanı verdiğini, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diğer zehirleri idrarla dışarı attığını vurguluyor.

Havucun, bol A vitamini ile cilde temizlik ve pembelik verdiğini ve gözlerin sıhhatli kalmasını sağladığını belirten uzmanlar, kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara havucun çok fayda verdiğini, her gün yenen bir havucun da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indirdiğini bildiriyor.

Uzmanlar, havuçtaki beta-karotenin de gözleri, yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruduğunu ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini vurgulayarak, havuçların çiğ veya pişmiş olarak yenilirken asla soyulmaması gerektiğini, sadece temiz yıkamanın kafi olduğunu kaydediyor.

Salatalık
Salatalığın kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı attığını bildiriyor. Salatalığın, içeriğindeki bol kükürdü ile kanı temizlediğini, ciltteki ter bezlerini çalıştırdığını belirten uzmanlar, bol vitamin ve madeni madde verdiğini, böylece cildin taze ve pürüzsüz olmasına yardım ettiğini vurguluyor.

Salatalığın kendisi veya suyunun, cildi bir tonik kadar temizlediğini söyleyen uzmanlar, et yemeklerinin verdiği susuzluğu kestiğini kaydediyor. Salatalığın, sıcak bir havada iç ısısının dış ısıdan 20 derece daha düşük olduğu ve bu sebeple serinletici olarak yendiği bildiriliyor.

Turp
Uzmanlar, çeşitli esansları, bol C vitamini, iyot ve kükürdüyle turpun, karaciğeri midçalıştırdığnı, böbreklerdeki kum ve taşı döktüğünü, bronşlara çok iyi tesir ettiğini, dalak şişliğini giderdiğini ve cildi güzelleştirdiğini ifade ediyor. Uzmanlar, turpun bağırsakları dezenfekte edip pekliği giderdiğini, akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verdiğini söylüyor.

Maydanoz
Uzmanlara göre maydanoz, dünyadaki en besleyici yiyeceklerden birisi ve bir demir deposu durumunda. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum, kükürt ve A vitamini bulunuyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizlemeye yardım ediyor. Kan şekerini normal seviyede tutuyor ve kansere karşı da koruyucu.

Marul
Bol miktarda çeşitli mineralleri içeren marulun, sinirleri teskin edip iyi uyku verdiğini ve erkeklerde cinsel arzuyu frenlediğini belirten uzmanlar, yemekten önce salata şeklinde yenen marulun, şeker hastalarının kandaki şeker seviyesini düşürdüğünü bildiriyor. Marulun bol idrar söktürdüğünü ve kanı pisliklerden temizlediğini vurgulayan uzmanlar, karaciğer ve dalak şişliğini, sarılığı giderdiğini, kadınlarda adet dönemlerinin, zamanında ve ağrısız olmasını sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, marul suyu, yüze sürülürse ergenlik sivilcelerini giderdiğini, oralara tazelik ve pembelik verdiğini kaydediyor.

Roka
Çeşitli esansları, P ve K vitaminleri, çok faydalı mineralleri içeren rokanın, karaciğerin dostu, mideyi kuvvetlendirici, kansızlığı gideren, cinsel gücü çok arttıran bir yeşillik olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, yeşil salata şeklinde yenen rokanın, tadı ve asitleri ile mideyi çalıştırdığını, hazmı arttırdığını, iştahı açtığını, böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü ve karında toplanan suyu boşalttığını bildiriyor.

Tere
Terenin, çiğ salatalara lezzet ve canlılık kattığını, ayrıca değerli bir sebze suyu olduğunu vurgulayan uzmanlar, çeşitli vitaminler ve özellikle C vitamini, bazı faydalı esanslar ve mineralleri ile çok tesirli ve faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, terenin, karaciğer, böbrek ve bronşları çalıştırdığını, gribi geçirdiğini, kanda şekeri düşürdüğünü, kansızlığı giderdiğini, acı tadı ve diğer maddeleriyle mideyi çalıştırıp hazmı arttırdığını, iştahsızlık çekenlere çok fayda verdiğini, bol demiri ile kanı tazelediğini, kansere karşı koruduğunu, bağırsaklardaki çeşitli solucanları döktüğünü kaydediyor.

Uzmanlar, terenin sinirleri dinlendirdiğini ve cinsel isteği arttırdığını belirterek, çiğ olarak, az miktarlarda yenilmesini tavsiye ediyor. Uzmanlar, fazlasının zarar verdiği uyarısında bulunmayı da ihmal etmiyor.

Şalgam
Şalgamın taş ve kum döktüğünü, bronşları boşalttığını, bol idrar söktürdüğünü ve pekliği giderdiğini söyleyen uzmanlar, şalgamın yaprakları ince kıyılarak salata şeklinde yenirse yukarıdaki hastalıklara iyi geldiğini bildiriyor. Uzmanlar, şeker hastalarının da şalgam yiyebileceğini vurguluyor ve şalgam ne kadar çiğ yenirse o kadar faydalı olduğunu hatırlatıyor.
 

 

Çay çeşitleri
Assam: 1830’larda Hindistan’ın kuzeydoğu vilayetlerinden Assam’da İskoçyalı Robert Bruce tarafından keşfedildi. Koyu renkli, güçlü ve kokuludur.

Seylan: Küçük kalite farklılıkları ile Sri Lanka’dan gelen her çay bu cinstendir. Ne kadar yüksekte yetişirse o kadar kalitelidir. Hoş kokulu ve aromalıdır.

Darjeeling: Dünyanın en kaliteli çaylarından biridir. Nepal yakınlarındaki dağların doruklarında yetişir. Çayların şampanyası da denilen Darjeeling’in tadı misket ya da frenküzümüne benzetilir.

Earl Grey: Darjeeling, Assam, Seylan siyah çaylarından birisi ile bergamot yağının özel uyumunu yansıtır.

English Breakfast: Güne iyi bir başlangıç için, Hindistan ve Seylan’ın güçlü çaylarından bir harman.

Formosa Oolong: Aroması şeftaliyi andıran Tayvan mahsulü.

Gunpowder: Toplandıktan sonra yapraklarının sıkıca sarıldığı yeşil Çin çayı. Tad ve aroması ince ve kırılgandır.

Jasmine: Yasemin çiçekleri eklenmiş yeşil ya da siyah ve yeşil çay karışımı.

Lapsang Souchong: “Souchong”, Çin orijinalinde çayın büyük yapraklarını tanımlar. Kuvvetlidir, duman rengindedir ve zengin bir aroması vardır.

Orange Pekoe: “Pekoe” çayın küçük olan yaprak boyutlarını tanımlar. Bu siyah çay kökenine ve işlenmesine bağlı olarak aromasında çeşitlilik gösterir.

Çay demlemenin altın kuralları
-Taze ve soğuk su kullanın.
-Daha iyi bir demleme ısısına ulaşmak için demliği ısıtın.
-Çayın ölçüsüne dikkat edin; fazla çay koymak hem ekonomik değildir hem de çay acı olur.
-Su kaynadığı anda, suyu demliğe ekleyin.
-Tüm lezzetin açığa çıkabilmesi için 3-5 dakika demleyin.
-Eğer çayınızı süt ile içmek istiyorsanız daha iyi karışması için fincana önce sütü koyun.
-Çayı kuru, hava almaz bir kapta muhafaza edin.

Çay nasıl saklanır?
İyi işlenmiş siyah çaylar, vakumlu ambalajlarda veya kapalı teneke kutularda iki yıla kadar dayanabilmesine rağmen, çayın tam olarak ne zaman toplandığını tespit etmek zor olabilir. Çoğu çaylar, deniz yoluyla taşındığı için satış noktalarına varmaları birkaç ay sürer. Yalnızca, mevsimlerin belirgin olarak ayırdedilebildiği bölgelerde yetişen, Darjeeling gibi birinci ve ikinci sürgünlerden alınan çayların toplanma zamanı belirlenebilir. Örneğin, haziran ayında satılan birinci sürgünler üç aylıktır. Bunlar gibi narin siyah çaylar en fazla altı ay dayanır ve bu durum yeşil çaylar için de geçerlidir. Çayı koyu renkli ve hava almaz bir kap içinde, rutubet ve buğulaşma tehlikesi olmayan bir yerde saklayın. Baharatlardan ve keskin kokulu yiyeceklerden uzak tutun çünkü çay kolayca bozulabilir.

İyi çay için birkaç öneri
-Su on saniyeden fazla kaynayıp fokurdamamalıdır yoksa gereğinden fazal oksijen kaybeder.
-Soğumuş suyu asla yeniden kaynatmamak gerekir.
Demlenmiş çayı porselen çaydanlığa boşaltmadan önce bir kez karıştırın.
-Yeşil çay, altlığı olmayan fincanla, siyah çay ise altlıklı fincanla sunulur.
-Demliğin, çaydanlığın ve çay bardaklarının metal olmamaları ve deterjanla yıkanmamaları gerekir.
-Metal çaydanlıkta yapılan çayda metal tadı olur.

Çayla ilgili diğer birkaç not
Çay bitkisinin uçlarında ve dallarında küçük çiçekler açar. Meyve üç gözlü kapsüldür. Çay bitkisinden yalnızca çay elde etmek için değil, ilaç üretmek için de yararlanılır. Thea Sinensis ve Thea Assamica (Theaceae) çaygillerin ekonomik açıdan en ilginç olanlarıdır. Literatüre bakılırsa, özellikle de tropik ve astropik ormanlarda, 28 cins ve 520 türde karşımıza çıkar. Çayın işlenmesi; soldurma, kıvırma, mayalama ve kurutulmayla yapılır. Dört kilo yeşil yapraktan yaklaşık bir kilo çay elde edilir. Avrupa’ya ilk çay 1610 yılında, o sırada henüz sekiz yıllık bir geçmişe sahip olan Hollanda Doğu Hindistan Kumpanyası’nın bir gemisiyle geldi. Buzlu çay, 1904’te Saint Louis Dünya Fuarı’nda icat edildi.
 

(Bu yazı NTVMSNBC’de yayınlanmış “Çay: Bir bardak keyif” başlıklı makaleden alıntıdır)

 

 

 

TAZE AROMALI OTLAR

Melisotu: Limon çiçeği adı ile de anılan bu ot, salata ve taze meyveler ile kullanılır.
 
Frenk Fesleğeni: Nanegillerden tropik kökenli bir ot olup domatesli soslarla uyumu mükemmeldir.
 
Kerbel: Bir maydanoz türü olup salata ve balıklarda kullanılır.
 
Miskotu: Kaz, ördek, yılanbalığı gibi yağlı beyaz etlerde kullanılır. Vermut tipi şaraplı yemeklerde mükemmel uyum sağlar.
 
Pimpinel: Anason familyasından olup çorba, sebze ve balık yemeklerinde kullanılır.
 
Mercanköşk: Kekiğe çok yakın taze bir çeşit ot olan mercanköşk salata, tüm kırmızı et yemekleri, baklagiller, havuç gibi sebzelerle kullanılır.
 
Maydanoz: Her çeşit salatalarda, patlıcanlı yemeklerde ve bulgur pilavında kullanılabilir ve kökleri haşlama suyuna ilave edilebilir.
 
Kişniş yaprağı: Her çeşit makarna ve salatalarda kullanılır, et yemeklerine ilave edilebilir.
 
Adaçayı: Kuzu ciğeri ve sosise lezzet katar, makarna soslarında kullanılır.
 
Nane: İştah açıcı bir ot olan nane, tüm yemek, salata ve pilavlarda kullanılır.

Dereotu: Salata, dolma içi ve makarnalarda uyum sağlar.
 
Fesleğen: Soslu makarnalar ve salatalarda muhteşem aroması ile tat katar.
 
Biberiye: Sarımsak ve şarapla mükemmel uyum sağlar. Rosto ve ızgara otlar ile deniz mahsüllerinde kullanılır.

Herkes yemek pişirebilir ama bazılarının pişirdiği tadından yenmez! Yemek pişirmek öyle bir meziyet ki kimilerine göre bir sanat.


1. Sebze yemeği yaparken, bir kilo sebzeye iki yemek kaşığı sıvıyağ koyun. Etli sebze yemeklerinde ise dışardan yağ ilavesi yapmanıza gerek yok.

2. Pişirirken yağda kızartma, kavurma yerine haşlama, fırında ızgara veya sulu ısıda pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.

3.Yemeklere lezzet vermek için sadece yağı ve sosu düşünme. Sebze ve baharatlarla farklı tatlar elde edin.

4. Sos ve çorbaları krema yerine düşük yağlı sütle pişirin.

5. Evde tuzu ve yağı daha az tüketmesi gereken birey varsa herkese aynı tencerede yemek pişirin. Daha sonra bir miktar ayırıp tuz ve yağ ilave edin.

6. Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya az miktarda pekmez deneyin.

7. Dondurulmuş patatesi kızartmak yerine bir de fırınlayarak deneyin.

8. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa sebzeyi haşlayıp salataya karıştırın veya yoğurtla deneyin.

9. Kek ve ya kurabiyelerde yağı azaltmak için yağsız süt tercih edin.

10. Izgaranızı sadece et, tavuk ve balık için değil, domates, biber, kabak, mantar, soğan dahil tüm sebzeler için deneyebilirsiniz.

11. Tavaya yağ koymadan pişirme yapmak istiyorsanız biraz su damlatın ve kısık ateşte pişirme yöntemi uygulayın.

12. Fırında yağsız pişirme için yağlı kağıttan faydalanın.

13. Tavuğu haşladıktan sonra suyunu, üzerindeki yağı alıp daha sonra sebze veya çorbalarınıza ekleyebilirsiniz.

14. Katı meyve veya sebze sıkacağından çıkan posayı keklerin içine koyarak posa tüketiminizi artırabilirsiniz.

15. Bir yumurta ve iki yumurta beyazını karıştırın. Tavaya yağ yerine çok az su koyup sebzelerle beraber pişirin.

16. Çay saati canınız börek isterse bir yufka içine üç yemek kaşığı lor peyniri, biraz maydanozla gözleme şeklinde dörde katlayın. Bir tatlı kaşığı zeytinyağla üç yemek kaşığı light yoğurdu üzerine sürün ve teflon tavada hafif ateşte iki yüzünü pişirin.

17. Pirinç yerine bulgur tercih edin. Glisemik indeksi düşük olan bulgur, kan şekeri seviyenizi dengeler, içerdiği lif ve proteinler pirince göre daha yüksektir. İki yemek kaşığı bulgur bir ince dilim ekmeğe eşittir.

18. Hamurlu ve yağlı tatlılar yerine meyveleri fırınlayın veya kuru meyvelerle tatlı yapmayı deneyin.

19. Meyve suyundan gelen kaloriyi azaltmak için sulandırın .

20. Domates ve soğanı yemeklerde bol kullanın. Kalori değeri düşük, su oranı yüksek olduğu için doyurucudur ve antioksidant kapasitesi yüksek.

 

HAZIR CORBA HAZIRLARKEN

 

Ben hazır çorbalardan genellikle yayla çorbasını yapıyorum. Kaynadıktan sonra 1-2 kaşık yoğurdu sıcak çorba ile ılıtıp (kesilmesini önlemek için) içine ilave ediyorum. Kimi zaman yağda kimi zaman da sade olarak nane katıyorum.

Birde domates çorbası ile ezogelini karıştırıp ( 7-8 bardak su ile ) pişirdiğinizde değişik ve güzel bir lezzeti oluyor.

Hangi çorbayı yaparsanız yapın içine çok ama çok az miktarda yağ koyduğunuzda kıvamı artıyor.

Birde mercimek çorbasına küçük patatesi rendeleyip koyanlar sonuçtan memnun olduklarını söylemişlerdi, ben hazır çorbalarda mercimek çorbasını sevmediğim için hiç denemedim...

 

 

En çok şehriyeli tavuk çorbası kullanıyorum. Çok az bir yağda salçayi karıştırıp çorbanın içine atıyorum ve birazda maydonoz ilave ediyorum. Çok güzel oluyor.

 

ben kremalı hazır çorbaların içine süt katıyorum . öok lezzetli oluyor. çorba pişmeye yakın ılıtarak içine döküyoum. daha bir lezzetli oluyor.
yada evde ne bulursam, katıp karıştırıyorum

31/3/2008 · Kategori: Aklinizda Bulunsun

 

 

“Bir iki kilonun lafı bile olmaz, ben hilelerimle onları yok ederim” dedirtecek harika fikirler burada dostlar

Amaan bütün kış diyet yaptım, bari tatilde rahatça istediğimi yiyeyim” rehavetine kapılmış olabilirsiniz. Tamam kabul! Ama bir davete gideceğiniz sırada ya en beğendiğiniz kıyafetinizin içine sığamazsanız? Ya da kilolarınızla balık eti kıvamında yaşamaya bünyeniz alışsa da ruh sağlığınızı korumak için aynada kendinizi ince görmek istiyorsanız... Üstelik dergilerde fotoshop mucizesiyle “sıfır beden” kadınlar sinirinize de dokunurken! İnsanın böyle zamanlarda bir yerlerde düğmeye basıp “tıss” diye sönüp bir deri bir kemik kalası geliyor. Ama nerdee! Boşa kürek sallamayalım boş lakırdıyla. Gereksiz hayıflanmalar ve afaki hayaller yerine size cebinizde saklamalık pırlanta gibi önerilerimiz var.

Saç şeklinizden kıyafetinizdeki detaylara, bitki çayı kürlerinden makyajınıza kadar küçük hilelerle nasıl daha zayıf görünebileceğinizi derledik bu yazıda. Bu tavsiyelerle emin olun birkaç kilo daha zayıf görüneceksiniz! E hadi abartmamak kaydıyla, çıldırtan dondurmalar, meyveli alkollü kokteyller ve iştah kabartan barbekülerin tadına bakmak için izniniz var. En azından ince görünmenin incelikleriyle içiniz biraz rahat olsun!

İşte tepeden tırnağa zayıf görünme formülleri!

Saçların kesimine dikkat

  Katlı kesilmiş saçlar, yanakları iki taraftan kısmen kapatarak toplu yüzlerin daha ince görünmesini sağlar.

  Perçem şeklinde alına düşen kakül, yüzü boy olarak kısalttığı için daha toplu gözükmesine neden olur. Oysa ki kaküllerinizi iki yandan geriye doğru fönlediğinizde, yüzünüzü enlemesine dar ve ince gösterirsiniz.

  Unutmayın ki saç ne kadar kabarıksa etrafını sardığı yüz o kadar küçük görünecektir. İyisi mi dolgunlaştırıcı şampuanları yazın banyonuzdan eksik etmeyin.

  Saçta değişik renk tonlarının yaratacağı hareket, yüzlerin yuvarlaklığını, yanakların tombulluğunu kamufle edecektir. Tatile çıkmadan önce iyi bir kuaföre uğrayıp, saçınızın açık tonlarından hareketli dokunuşlar kazandırın.

DİKKAT! Uzun uzun salınan saçlar havalı görünebilir ama unutmayın ki uzun saç ağır olacağı için kendini sönük bir şekilde aşağı bırakacaktır. Saçınızın hacimli durmasını sağlamak için, özellikle kesimi katsızsa, boynu omuz hizasından daha uzun tutmamalısınız.

Makyajla hatlarınızı belirginleştirin

  Koyu rengin ince gösterdiği gerçeğinin yüzünüz için de geçerli olduğunu unutmayın ve her şeyden önce teninizi bir şekilde brozlaştırın. Bu sıcak yaz günlerinde pek zor olmasa gerek!

  İnce yüz demek kemikli yüz demektir. Dolayısıyla birkaç makyaj hilesiyle yüzün kemiklerini vurgulamak gerekiyor. Bunun için elmacık kemiklerinin alt kısmına koyu bir fondötenle gölge düşürebilirsiniz. Tam kemiklerin üzerine de açık renk bir allık uygulayıp iyice belirginleşmesini sağlayın.

  Makyaj yapmadan yarım saat önce yüzünüze uygulayacağınız buz kopresi, yüzünüzdeki şişkinlikleri indirmeye yardımcı olacaktır.

DİKKAT! Gözün içine çekilen siyah kalem gözleri küçük gösterdiği için yüzün geri kalan kısmını daha da ortaya çıkartır. Gözün etkisini artırmak için gözün içine beyaz renk uygulamalısınız.

Duruşunuz 3 kilo fark ettiriyor

  Her şeyden önce dik durmayı bedeninize öğretin. Başınızdan bir iple yukarı doğru çekildiğinizi hissedin ve yürüyüşünüze bu duyguyu adapte edin.

  Karnınızı içeri çekip omuzlarınızı geride tutarak yürüyün. İnanın bu yeni yürüyüşün etkisi vereceğiniz üç kiloya bedel.

DİKKAT! Fotoğraf çektirirken başınızı yukarı kaldırmak yerine aşağı doğru eğin. Yüzünüzün daha ince çıktığını göreceksiniz. Ayrıca kolları vücudunuza yapıştırarak daha tıknaz resim vereceğinizi unutmayın.

Kalçalara etek kamuflajı

  Kıyafet seçiminde dikkat etmeniz gereken ilk nokta güvendiğiniz yerinizi ön planda tutmaktır. İnce bacaklarınız varsa mini etek giyebilir, göğüs dekolteniz güzelse derin v yakalı üstler giyip dikkati oraya doğru çekebilirsiniz. Böylelikle kusurlu bölgeleriniz ister istemez göze batmayacaktır.

  Basen problemi olup “yok ben pantolon rahatlığından vazgeçmem” diyorsanız da size uzun boru paça pantolonları tavsiye ediyoruz. Kalçayı sımsıkı saran pantolonlar yerine kalçanın şeklini ele vermeyen boru paçalar sizin için ideal olacaktır.

  İri desenli, beyaz renk, jarse kumaş üst bölgesi kalın olanlar için gerçek birer düşman. Göbekli vücutlar koyu renk ve çok dar ve ince kumaşlı olmayan üstlerle kamufle edilmeli. Ama boyuna çizgili bir elbisenin sizi olduğunuzdandaha ince göstereceğinizden emin olabilirsiniz.

  Yüksek belli pantolonlar göbekli vücutlarda göbeği daha da ortaya çıkartır. Düşük beller

zaten göbeği kapatamaz bile. Bu durumda tercih etmeniz gereken ikisinin ortasında bir bel kesimi olacaktır. Bunu da pantolonun ağ dikişinden itibaren karışınızla ölçebilirsiniz. Ağdan belin bittiği yere kadar bir tam karış mesafesi varsa beli uygundur!

  Etek olarak pilili değil kloş ya da dar etekleri seçmelisiniz. Pilili etekler olduğunuzdan kilolu gösterecektir.

  Beliniz kalınsa kemerinizi belin çok az altında biraz da bol bir şekilde tutmanızda yarar var. Bu şekilde göbeğinizi kemerin üstünden ya da altından çıkartmak yerine tam altında gizleyecek şekilde kamufle etmiş olursunuz.

  Dolgu topuklar çok moda olmasına rağmen tıknaz bir görüntüye neden oluyor. İnce topuklu ayakkabılar her zaman daha zarif ve ince bir duruşa sahip olmanızı sağlar.

Acil çözüm

  Bitkisel çayların bol miktarda tüketilmesi vücutta biriken toksinlerin atılmasını kolaylaştırır. Her gün bitki çayı karışımından en az 4 bardak için. Bitki çayı: Porselen demlik içerisinde 1 tatlı kaşığı adaçayı, 1 çay kaşığı biberiye, 2 adet funda yaprağı, 1 tutam ardıç tohumu, 1 tutam mısır püskülü, mersin yaprağı ve kiraz sapı, 2 poşet yeşil çay, 1 poşet elma çayı, çubuk tarçın, 3 adet kurutulmuş elma kabuğu, 2 adet tane karanfil 10 dakika sıcak suda demleyin. Süzün, 1 dilim limon ekleyip, şekersiz için. Bu tonik dışında; papatya, nane, mate, rezene, ısırgan, ekinezya, melisa, kara hindiba çayları da tercih edilebilir.

  Kafein içeriği yüksek olan kahveler, çay, gazlı içecekleri hiç tüketmeyin.

  Baharatlar stimule edici, canlandırıcı etkileriyle fasting programlarına yardımcıdırlar. Özellikle taze zencefil, kimyon, biberiye muskad, ve kişniş tohumunun güçlü toksin atıcı etkilerinden faydalanılmalıdır.

  Mevsim meyvelerinden aşırı olmamak kaydıyla tüketmeye gayrat edin.

  Bitki suları, probiyotik yoğurt ve sebze çorbalarını sık sık tüketmeyi de ihmal etmemelisiniz.

22/3/2008 · Kategori: Aklinizda Bulunsun

 

 

 

 

Cildinizin uzun süre parlak, canlı ve gergin kalmasını ister misiniz?

 

 

 

Cildinizin parlak, canlı ve gergin kalmasını bunun için çok fazla zaman harcamanıza, market market dolaşmanıza gerek yok. Kolayca bulunan sebze ve meyveleri öğünlerinize eklemeniz yeterli…

• Spagetti sosuna havuç rendeleyin. Varlığını bile fark etmeyeceksiniz ve içerdiği karoten cildinizi besleyecek.

• Ispanağın taze yapraklarını salata için ayırın. Ispanak diğer marul, göbek gibi salata çeşitlerinden daha fazla karoten içerir.

• Yumuşak meyveleri, yoğurtla ve taze meyvelerle karıştırın. Kayısı, şeftali, mango, papaya gibi meyveler günlük beslenmenizdeki karoteni yükseltir.

• Akşam yemeği öncesi atıştırmak için dolapta hazır olarak brokoli bulundurun. Herkesin seveceği şekilde hafifi yağlı olarak servis edin.

• Meyveleri her akşam yemeğinin parçası yapın. Gece için taze ve soğutulmuş meyveleri salata olarak önceden hazırlayın. Yeni lezzetler için mango, papaya gibi tropikal meyveleri seçin. Tropikale yönelin.

• Pastaya veya domates salatasına, brokoli ve taze ıspanak ekleyin. Bunlar hemen hemen her tarife uygundur. Sulu salatalarda domates yerine papaya da konulabilir. Sadece lezzet değil, bol miktarda karoten de almış olacaksınız. Aynı eski portakal suları ya da elma suları yerine, ufkunuzu genişletin ve karoteni yüksek meyve sularını tercih edin.

Bendende size bi ipucu:Günde 1 kez subuharına tutun yüzünüzü 5 dk olabilir,ardından buzlu su ile yüzünüzü yıkayın,buda benden olsun :)

 

 

 

Ünlülerin güzellik sırları


Ünlülerin gençlik ve güzellik sırları merak edilir. Hangi diyeti uyguladıkları, ne yiyip ne içtikleri, hangi kırışıklık küründen yararlandıkları araştırılır.

Merakınızı birazcık gidereyim: Ünlülerin sizden farklı şeyler yaptıklarını sanmayın. Çoğu, yapması gerekenleri bile yapmaz. Yediğine içtiğine, uykusuna, stresine, aktivitesine, seçtiği cilt ürününe dikkat gösteren ünlülerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

İpek Tuzcuoğlu benim hem çalışma arkadaşım, hem de sağlığını korumasına ve geliştirmesine yardımcı olduğum sanatçılardan biri. İpek Hanım’ın pek çok iyi yanı var. Az sayıdaki kötü yanlarına daha sonra değineceğim! İpek Hanım’ın iyi yanlarının başında, sağlığın mutlak bir beden-ruh işbirliği gerektirdiğinin farkına yıllar önce varması geliyor. İpek Tuzcuoğlu ruh sağlığına en az beden sağlığı kadar özen gösteriyor. Bunun için seçtiği değişik "manevi güçlenme" araçları var. İpek Tuzcuoğlu’na beden ve ruh işbirliğine gösterdiği özen nedeniyle iyi bir not veriyoruz: 8

BESLENME NOTU İYİ

İpek Tuzcuoğlu beslenme konusunda çok bilgilidir. Okur, araştırır, sorar, şu veya bu şekilde mutlaka öğrenir. Bildiklerini uygulamaya geçirip geçirmediğinden de tam emin değilim. Bir taraftan sağlıklı beslenmeye çalışırken, diğer taraftan kalori alımını bazen abartama eğiliminde olduğunu düşünüyorum.

Yine de, yiyecek seçimlerinde son derece duyarlı davrandığı noktalar yanlışlarından daha fazla olduğu için İpek Hanım’a beslenme düzeni için de iyi bir not vermek gerekiyor: 8. Kilo yönetimi konusunda sıkıntı çektiğini söylese de ben aynı kanaatte değilim. İpek Tuzcuoğlu sağlıklı bir kiloda kalmada son derece başarılı.

Sırası gelmişken "sağlıklı kilo aralığı"ndan birkaç cümleyle bahsetmekte yarar var. Herkesin boyu ve kilosu ile ilişkili bir sağlıklı kilo aralığı vardır. Sağlıklı kilo aralığınızı kendiniz de hesaplayabilirsiniz. Önce beden kitle indeksinizi belirleyin (Beden kitle indeksinizi hesaplamak için aşağıdaki formülden yararlanmalısınız).

CİLT DESTEKLERİ MÜKEMMEL

İpek Tuzcuoğlu’nun kullandığı besin desteklerine gelince: Alfa lipoik asit ve koenzimQ-10 İpek Hanım’a benim önerdiğim destekler. Zaman zaman bu karışıma carnitin de ekliyor. Alfa lipoik asit hem yağda hem suda çözülebilen mükemmel bir antioksidan. Antioksidan gücü E ve C vitaminlerinin toplamından 400 kere daha fazla. Ayrıca, hücrelerin enerji üretim merkezi "mitokondri"lerde besinlerin enerjiye dönüştürülmesine yardımcı oluyor, enerji üretimini artırıyor. Bu mükemmel maddeyi ister tabletler halinde besin desteği olarak kullanın, isterseniz losyon olarak cildinize uygulayın mükemmel sonuçlar alırsınız.

Önerim ikisini birlikte yapmanız, birkaç yıl önce yazdığım o güzel sloganı uygulamanızdır: Cilt içeriden beslenir, dışarıdan desteklenir! Alfa lipoik asidin koenzimQ-10 ile birlikte kullanıldığında alacağınız sonuçların daha etkili olacağını da hatırlatalım. Bu iki etkili kırışıklık önleyici antioksidanın birlikte bulunduğu tablet ve kremleri eczanelerde bulabilirsiniz. İpek Tuzcuoğlu akılcı seçimleriyle bu bölümde de iyi bir not alıyor: 9

AKTİVİTEDE ÇOK İYİ BİR NOTU VAR

İpek Tuzcuoğlu düzenli aktivite yapma alışkanlığını yıllar önce edinmiş. İyi planlanmış bir egzersiz yani aktivite organizasyonunu ısrarla ama aynı zamanda keyifle uyguluyor. Aktivite türlerini zaman zaman değiştirerek farklı kas gruplarının, farklı eklemlerin çalışmasına dikkat ediyor. İpek hanıma aktivite alışkanlıkları için de iyi bir not veriyoruz: 9

Genetik mirası ise pek parlak değil. Ailesinde kalp hastalıkları, hipertansiyon ve şişmanlık yönünden bir yoğunlaşma var. Yaşlılık sorunları olarak bildiğimiz bu hastalıklar nedeniyle de aile büyüklerinin güzel yaşlanmadıklarını, sorunlu bir yaşlılık süreci yaşadıklarını düşünmesi son derece normal. Genetik mirasını iyi yönde geliştirmeye devam etmeli. Bu bölümde maalesef iyi bir notu yok: 6.

İpek Hanım seyrek de olsa puro içerek, uyku saatlerine özen göstermeyerek, ara öğünlerden faydalanmayıp gece atıştırmalarına yönelerek genetik mirasının hoşuna gitmeyecek yanlışlar yapıyor. Dikkatli olmasında fayda var. İpek Tuzcuoğlu’na sağlıklı, mutlu, keyifli ve huzurlu bir hayat diliyorum.

GENÇ VE GÜZEL BİR CİLT İÇİN

NELER YAPMALISINIZ?

Bahar geliyor! Her şey gibi bedeninizin de yeniden canlanacağı, özellikle cildinizin yeniden yapılacağını bilmeniz de yarar var. Kışın kiri, pası ve yorgunluğundan cildiniz de kurtulmaya çalışacak. Ona yardım etmek istiyorsanız yarından itibaren onu güçlü bir antioksidan bombardımanına tutun! Yazımızda bahsettiğimiz alfa lipoik asit ve koenzim Q-10 bu amaçla kullanabileceğiniz mükemmel antioksidanlardır ama siz bunlarla da yetinmeyin. C vitamini, yeşil çay, üzüm çekirdeği ve kabuğu özütlerinden de istifade edin. Piknogenol’den ve quercetin’den yararlanmanızda fayda olabilir. Saydıklarımın tümü ciltte yoğunlaşan mükemmel antioksidanlardır. Cildinizi daha fazla şımartmak istiyorsanız bunlara kırmızı mucize likopen’i de eklemenizde fayda var.

BİR FORMÜL

Beden Kitle İndeksi (BKİ) hesaplaması son derece basit. Boyunuzun karesini alıyorsunuz. Daha sonra kilonuzu buna bölüyorsunuz. Örneğin 1.80 cm ve 80 kiloluk bir kişinin BKİ’si şöyle çıkıyor. 1.80 x 1.80=3.24; 80/3.24=24.7. 24.7 bu kişinin BKİ’si oluyor.

BİR ÖNERİ

BKİ’ye göre mükemmel sağlık için 22-26 aralığında kalmalısınız. Bu formülü tersinden işleterek BKİ değerinizi 26 olarak kabul edip boyunuzu kullanarak en çok kaç kilo olabileceğinizi, aynı hesabı BKİ değerinizi 22 kabul ederek sağlıklı kilonuzun alt değerini bulabilirsiniz. Eğer kilonuz 22’nin altına inmeyecek ve 26’yı geçmeyecek değişimler gösteriyorsa sağlıklı bir kilo aralığındasınız. Böyle bir yaklaşım birkaç kiloluk kabul edilebilir değişimleri dert etmememize yardımcı olacaktır. BKİ değerinizi 22’nin altına veya 26’nın üzerine çıkarak kilo rakamlarının sağlıksız olabileceğini belirtelim. BKİ değerinin 26-30 aralığı ile (kilo fazlalığı bölgesi), 18-22 aralığı (kilo azlığı) "sarı" yani "sorunlu bölgeler"dir. BKİ değerinin 30’un üzerinde veya 18’in altında olduğu "kırmızı" alanlarda problemin bir hastalık olma sürecine (şişmanlık veya kaşeksi hali) girdiğini düşünebilirsiniz.

NASIL YAŞIYORSUNUZ?

İpek Tuzcuoğlu (36)

Aktris ve sunucu

Bugüne kadar önemli denebilecek hiçbir sorunla karşılaşmadım. Sadece biraz sorunlu bir cildim var. Onunla uğraşıyorum. Ailemde görülen belli başlı rahatsızlıklara gelince, kalp hastalıkları, hipertansiyon, kanser ve de şişmanlığı sayabilirim. Bu yüzden yaşlılık dönemleri pek sağlıklı geçmiyor. Sigara içmiyorum. Ama çok seyrek olarak puro içiyorum. İçkiyle da fazla aram yok, seyrek olarak içiyorum. Uykumla ilgili bir sorunum yok. Hiç erken yatamam ama uykumu da alırım. Stres nedeniyle bir sorun yaşadığımı hiç hatırlamıyorum. Haftada üç gün koşu bandında yürüyüş yapıyorum. Haftada bir pilates günüm var. Tabii sette çekimler ve televizyon programı derken sıradan bir günüm de çok hareketli geçiyor.

Kilomu muhafaza konusunda zaman zaman sıkıntı yaşıyorum. Sık sık kilo alıp veriyorum. Stresli dönemlerde daha fazla yemek yiyorum. Öğünlerimin düzenli olmasına gayret ediyorum. Başta kahvaltı olmak üzere hiçbir öğünü atlamıyorum. Ara öğün yemem, öğün arası atıştırmam. Sadece gece atıştırma huyum var. Beslenme düzenine gelirsek çok dengeli beslenemiyorum. Pek sevmediğim bir yiyecek hatırlamıyorum. Sadece karnabaharı ağzıma koymam. Bitter çikolataya bayılırım. Yoğurtsuz ve peynirsiz bir gün geçirdiğimi düşünemiyorum. Meyve ve sebzeyi sık yiyorum. Kırmızı et ve tavukla pek aram yok. Onların yerine balık yemeği tercih ediyorum. Zeytinyağı olmadan olmaz. Yemeklere hiç tuz ekmiyorum. Gün boyunca bol su içiyorum. Bitki çayını yanımdan ayırmıyorum. Kahve kontenjanım günde bir Türk kahvesiyle sınırlı. Destek olarak alfa lipoik asit ve koenzimQ-10 kullanıyorum her gün.

İpek Tuzcuoğlu’nun not ortalaması: 8

OSMAN MÜFTÜOGLU

 

hürriyet.com.tr